google-site-verification: googlef0035b850bee1c6b.html google-site-verification: google749301add4209102.html google-site-verification=E1UqllM6wU5kBaDJxYALrc1ONvdQH1tKZBoW7FoU-PY

Musa Kâzım Arıcan’dan Mevlid-i Nebî’ye Felsefî Bir Bakış: “Çağımızın Vicdanı Hz. Muhammed’in Ahlâk Mirasını Ne Kadar Taşıyor?”

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan’ın, Mevlid-i Nebî vesilesiyle kaleme aldığı “Nübüvvetin Işığında Çağımızın Vicdanı: Doğumunun Hicrî 1500. Yılında Peygamberimiz Hz. Muhammed ve İnsanlığın Ahlâk Arayışı” başlıklı felsefî denemesi, Türkiye Yazarlar Birliği’nin internet sitesinde yayımlandı. Arıcan yazısında nübüvvet, rahmet, adalet, insan ve ahlâk kavramlarını çağımızın sorunları üzerinden ele aldı.

Musa Kâzım Arıcan’dan Mevlid-i Nebî’ye Felsefî Bir Bakış: “Çağımızın Vicdanı Hz. Muhammed’in Ahlâk Mirasını Ne Kadar Taşıyor?”
CHAMADA PRESTIGE HOTEL Personel Alımı

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan, Mevlid-i Nebî vesilesiyle kaleme aldığı kapsamlı felsefî denemesinde Peygamberimiz Hz. Muhammed’in insanlığa bıraktığı ahlâkî mirası, günümüz dünyasının temel sorunları üzerinden değerlendirdi.

Nübüvvetin Işığında Çağımızın Vicdanı: Doğumunun Hicrî 1500. Yılında Hz. Muhammed ve İnsanlığın Ahlâk Arayışı” başlıklı yazı, Türkiye Yazarlar Birliği’nin internet sitesinde yayımlandı. Yazının alt başlığı ise “Mevlid-i Nebî Vesilesiyle Nübüvvet, Rahmet, Adalet ve İnsan Üzerine Felsefî Bir Deneme” olarak belirlendi.

“Biz Peygamberimizi Ne Kadar Anlıyoruz?”

Arıcan, yazısına Mevlid-i Nebî’nin yalnızca tarihî bir günü hatırlamak anlamına gelmediği vurgusuyla başlıyor.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in dünyaya teşriflerinin hicrî hesabıyla 1500. yılının idrak edildiğine dikkat çeken Arıcan, bu yıldönümünün yalnızca kronolojik bir eşik olmadığını, aynı zamanda Peygamberimizin insanlığa bıraktığı ahlâk mirasını yeniden düşünmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor.

Arıcan, yazısında şu soruları gündeme getiriyor:

“Bilgimiz çoğaldı; hikmetimiz de çoğaldı mı? Gücümüz arttı; adaletimiz de arttı mı? Dünyayı birbirine bağladık; fakat kalplerimizi de birbirimize yaklaştırabildik mi?”

Arıcan'a göre asıl sorulması gereken ise Hz. Muhammed’in ne kadar anıldığı değil, ne kadar anlaşıldığı ve ahlâkının çağımızda ne ölçüde yaşatılabildiği.

Spinoza’dan Fârâbî’ye, Nübüvvetten Çağdaş Dünyaya

Yazının dikkat çekici yönlerinden biri, Arıcan’ın Peygamberimiz Hz. Muhammed’in nübüvvetini yalnızca dinî bir perspektiften değil, felsefî bir soruşturma içerisinde ele alması.

Kendi akademik çalışmalarında Spinoza üzerine yoğunlaştığını belirten Arıcan, “Bir filozof, vahyi ve peygamberliği akıl süzgecinden geçirirken, Peygamberimiz Hz. Muhammed gibi bir şahsiyetin tarihe bıraktığı ahlâkî ve manevî mirası nasıl anlamlandırabilir?” sorusunu merkeze alıyor.

Bu çerçevede Spinoza'nın yanı sıra Fârâbî'yi, Batı felsefesinin yanı sıra İslâm düşüncesinin nübüvvet tasavvurunu ve geçmişin yanı sıra yapay zekâ, savaşlar, ekolojik yıkım ve dijital yalnızlık gibi çağdaş meseleleri aynı düşünsel çerçevede değerlendiriyor.

“Mevlid Bir Hafızadır”

Arıcan, Mevlid kavramını yalnızca bir merasim olarak görmüyor.

Türk-İslâm kültüründe Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât adlı eserinin özel yerine dikkat çeken Arıcan, Mevlid geleneğini edebiyat, musiki, muhabbet ve peygamber sevgisinin birleştiği bir medeniyet mirası olarak değerlendiriyor.

Arıcan’a göre Mevlid aynı zamanda bir hafıza, muhabbet terbiyesi, ahlâk eğitimi ve medeniyetin kurucu değerlerine dönüş iradesi.

Bu nedenle Mevlid'in gerçek anlamının yalnızca kandil gecelerinde değil, günlük hayatın içerisinde ortaya çıkacağını savunuyor. Ticarette, kamu görevinde, mahkemede, üniversitede, sosyal medyada ve insan ilişkilerinde nebevî ahlâkın görünür hâle gelmesi gerektiğini vurguluyor.

Nebevî Ahlâk: Hakikati Hayata Dönüştürmek

Arıcan'ın yazısındaki temel kavramlardan biri de “nebevî ahlâk.”

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in risaletinin özünün güzel ahlâkı tamamlamak maksadıyla ifade edildiğine dikkat çeken Arıcan, dinin yalnızca ibadetlerden oluşan bir sistem olmadığını; aynı zamanda insanın karakterini inşa eden bir yapı olduğunu belirtiyor.

Arıcan, Peygamberimiz Hz. Peygamber’in yalnızca doğruyu tarif eden değil, doğrunun nasıl yaşanabileceğini gösteren bir örnek olduğunu ifade ediyor.

Bu çerçevede doğruluk, adalet, merhamet, emanet ve güvenilirlik gibi değerlerin soyut kavramlar olarak kalmaması gerektiğini vurguluyor.

“Rahmet, Ahlâk Tarafından Disipline Edilmiş Güçtür”

Kur’an-ı Kerîm’de Peygamberimiz Hz. Muhammed’in “âlemlere rahmet” olarak nitelendirilmesini yazısının önemli başlıklarından biri hâline getiren Arıcan, rahmeti yalnızca acıma duygusuna indirgemiyor.

Ona göre nebevî rahmet; insanı aşağılamadan düzeltmek, gücü olduğu hâlde zulmetmemek, öfkelendiğinde haddi aşmamak ve kötülüğe karşı mücadele ederken kötülüğün ahlâkını benimsememek anlamına geliyor.

Arıcan bu noktadan hareketle çağdaş liderlik anlayışına da dikkat çekiyor. Korkutarak değil kazanarak, susturarak değil dinleyerek, ötekileştirerek değil adalet etrafında buluşturarak yönetmenin nebevî ahlâk açısından önem taşıdığını belirtiyor.

“Statü Hukukun Üzerinde Değildir”

 Peygamberimiz Hz. Peygamber’in adalet anlayışını da ele alan Arıcan, statüye göre değişen hukuk anlayışının reddedilmesini nebevî ahlâkın önemli örneklerinden biri olarak değerlendiriyor.

Bu anlayışın yalnızca bireysel ahlâkla sınırlı olmadığını belirten Arıcan; mahkemede adalet, kamuda liyakat, ticarette dürüstlük, yönetimde ehliyet, emanette sadakat ve güçsüzün hukukunu koruma gibi ilkeleri nebevî ahlâkın çağdaş yansımaları arasında sıralıyor.

Yapay Zekâ Çağında Nübüvvetin Mesajı

Yazının günümüz açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise yapay zekâ, genetik mühendisliği, ekonomi ve iletişim teknolojileri üzerinden yapılan değerlendirmeler.

Arıcan, teknolojik ilerlemenin tek başına insanlığa ahlâkî bir yön vermeye yetmeyeceğini savunuyor.

Bilimin atomu parçalayabileceğini ancak elde edilen enerjinin şehirleri aydınlatmak için mi yoksa yok etmek için mi kullanılacağına tek başına cevap veremeyeceğini belirten Arıcan, yapay zekâdan genetik mühendisliğine kadar pek çok teknolojik gelişmenin aynı zamanda ahlâkî sorumluluk sorusunu gündeme getirdiğini ifade ediyor.

Bu noktada Arıcan'ın temel tezi şu düşüncede yoğunlaşıyor:

İnsanlığın yalnızca daha fazla bilgiye değil, bilgiyi nasıl kullanacağını belirleyecek hikmete de ihtiyacı var.

“Nebevî Ahlâkın Altı Temel Ufku”

Arıcan, yazısının ilerleyen bölümünde nebevî ahlâkı altı temel başlık üzerinden değerlendiriyor:

  • Hakikat ahlâkı
  • Adalet ahlâkı
  • Merhamet ahlâkı
  • Emanet ahlâkı
  • İstişare ahlâkı
  • İnsan onuruna dayalı ahlâk anlayışı

Bu ilkelerin günümüz dünyasında medya, akademi, kamu yönetimi, teknoloji, sosyal medya ve toplumsal ilişkiler açısından yeniden düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Arıcan, özellikle dijital çağda “elinden ve dilinden emin olunan insan” olmanın yalnızca fiziksel dünyayla sınırlı olmadığını, telefon ve klavyenin de insanın ahlâkının sınandığı alanlara dönüştüğünü ifade ediyor.

“Peygamber Sevgisinin En Sahici Dillerinden Biri İnsana Hizmettir”

Arıcan, Peygamberimiz Hz. Muhammed sevgisinin yalnızca sözle ifade edilen bir bağlılık olarak kalmaması gerektiğini belirtiyor.

Peygamber sevgisinin; insanlara yardım etmek, adaleti gözetmek, merhametli olmak, emanete sahip çıkmak ve toplum içerisinde güvenilir bir insan olmakla somutlaşabileceğini vurguluyor.

Yazının sonunda ise Mevlid-i Nebî'nin insanın hayatında yeni bir ahlâkî başlangıca dönüşmesi gerektiği düşüncesini öne çıkarıyor.

“Asıl Mesele Onun Ahlâkının Yeniden Doğması”

Arıcan, Mevlid-i Nebî’nin 1500. yılında asıl meselenin yalnızca Peygamberimiz Hz. Muhammed’in dünyaya gelişini hatırlamak olmadığını, onun adaletinin, merhametinin, doğruluğunun ve güzel ahlâkının insan hayatında yeniden görünür hâle gelmesi olduğunu vurguluyor.

Yazısını dua ve temenniyle tamamlayan Arıcan, Mevlid Kandili’nin Türkiye, İslâm dünyası ve bütün insanlık için rahmete; adalet ve merhamet duygusunun güçlenmesine, savaşların yerini barışın, kinin yerini kardeşliğin ve umutsuzluğun yerini ümidin almasına vesile olması dileğinde bulunuyor.

Yazının tamamını Türkiye Yazarlar Birliği'nde okuyabilirsiniz

Güncelleme Tarihi: 25 Ağustos 2026, 00:57

Muhittin ÇİFTÇİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER