4 Ekim 2026 Ankara 19° Açık
Dolar 49,1791Euro 55,4009Gram Altın 6.542,72
Son Dakika

ÇIKIN CUMHURİYET CADDESİ'NE 'KAÇ VEKİL VAR VE SİZ KAÇINI TANIYORSUNUZ?' DİYE SORUN BAKALIM...

Ağrı’da siyaset konuşulurken artık biraz dürüst olmanın zamanı geldi.

Ruken Kilerci’yi sevmeyebilirsiniz.

Yaptığı bir işi beğenmeyebilirsiniz.

Bir açıklamasını yanlış bulabilirsiniz.

Bir projesini yetersiz görebilirsiniz.

Bunların tamamı siyasetin doğasında var.

Ama başka bir şey var.

Bir siyasetçiyi eleştirmekle, o siyasetçiye olmadık sözleri yakıştırmak arasında dağlar kadar fark var.

İşte Ağrı’da son dönemde tam da bu çizginin birbirine karıştırıldığını düşünüyorum.

2023’te Kimse Tanımıyordu, Şimdi Herkes Hakkında Konuşuyor

Ruken Kilerci 2023’te Ağrı’dan milletvekili seçildiğinde şehir açısından yeni bir isimdi.

İnsanların önemli bir bölümü kendisini tanımıyordu.

Tanımadığınız insanı anlamanız zaman alır.

Hele siyasette...

Daha da fazla zaman alır.

İlk döneminde hakkında çok sert eleştiriler yapıldı.

Kimi eleştiri haklıydı.

Kimi eleştiri haksızdı.

Ama zaman içerisinde bir şey değişti.

Kilerci artık Ağrı siyasetinin tartışılan isimlerinden biri haline geldi.

Ve bugün geldiğimiz noktada mesele şudur:

Bir insanı tanımadan verdiğiniz hükümle, tanıdıktan sonra elinizde oluşan tablo aynı mı?

Bence değil.

“Çer Çöp” Dedi Deniliyor! Peki Nerede Delili?

Gelelim en çok konuşulan meselelerden birine.

Ruken Kilerci’nin AK Parti Ağrı teşkilatında yıllarca emek vermiş insanlara “çer çöp” dediği ileri sürülüyor.

İyi.

Eğer böyle bir söz söylendiyse ortaya konulacak.

Nerede söylendi?

Ne zaman söylendi?

Kimlerin yanında söylendi?

Ses kaydı var mı?

Video var mı?

Yazılı bir belge var mı?

Varsa çıkarın.

Kimse bundan kaçmasın.

Ama yoksa da insanlara duydukları söylentiyi gerçekmiş gibi satmanın anlamı yok.

Çünkü siyaset dedikoduyla yapılmaz.

Delil varsa konuşulur. Delil yoksa susulur.

Ben daha önce de bunu yazdım.

Ruken Kilerci’nin gerçekten “çer çöp” dediğine ilişkin elinde somut delil bulunan varsa ortaya koysun.

Yoksa boş yere insanlara hüküm dağıtmanın da bir anlamı yok.

Sosyal Medya Trolleri Hep Varlar!

Bugün sosyal medyada klavye başına geçmek çok kolay.

Bir paylaşım yapıyorsun.

Bir milletvekilini hedef alıyorsun.

Bir cümle yazıyorsun.

Sonra o cümle yüzlerce kişiye ulaşıyor.

Peki o cümlenin hesabını kim verecek?

İşte burada biraz durmak gerekiyor.

Eleştiri başka.

Hakaret başka.

Sorgulamak başka.

Karalamak başka.

Bir milletvekilinin yaptığı çalışmayı eleştirmek herkesin hakkıdır.

Ama kişiyi söylemediği sözlerle vurmak, ortaya belge koymadan şaibe iması yapmak, sürekli aynı kişiyi hedef tahtasına koymak siyaset değil.

Bu, sosyal medya gürültüsüdür.

Bugün Türkiye’de Fon Tartışmaları Yaşanırken...

Türkiye’nin gündemi son dönemde çeşitli fon, para trafiği ve siyasi etik tartışmalarıyla çalkalanıyor.

İşte böyle bir ortamda siyasette en değerli şeylerden biri şeffaflıktır.

Kim ne yaptı?

Kim hangi işin içinde?

Hangi iddia belgeye dayanıyor?

Hangisi sadece sosyal medya söylentisi?

Bunların birbirinden ayrılması gerekiyor.

Bir siyasetçi hakkında somut bir soruşturma, resmi belge veya kesinleşmiş bir yargı kararı yoksa, sırf siyasi hesaplaşma uğruna o kişiye şaibe yapıştırmak doğru değildir.

Aynı şekilde bir siyasetçiyi sadece seviyoruz diye bütün eleştirilerden muaf tutmak da doğru değildir.

İşte benim söylediğim tam olarak bu.

Hak edenin hakkını verin. Yanlış yapanı da eleştirin.

Ağrı’da Şantiye Var mı, Yok mu?

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Ağrı’ya bakın.

Merkeze bakın.

İlçelere bakın.

Yol çalışmalarına bakın.

Spor yatırımlarına bakın.

Sağlık yatırımlarına bakın.

Yeni projelere bakın.

İş makinelerine bakın.

Şantiye sahalarına bakın.

Sonra dönüp şu soruyu sorun:

Bu yatırımların hangisinin takipçisi kim?

Bir milletvekilinin görevi sadece kürsüye çıkıp konuşmak değildir.

Ankara’ya gidip bakanlığın kapısını çalmaktır.

Genel müdürlüğün kapısını çalmaktır.

Projenin peşine düşmektir.

Bürokratın karşısına geçip Ağrı’nın ihtiyacını anlatmaktır.

Sonuç alıncaya kadar takip etmektir.

Kilerci açısından da değerlendirilmesi gereken asıl mesele budur.

“Ağrı’da Doğuruyoruz, Erzurum’da Ölüyoruz” Sözü Artık Son Bulmalı

Ağrı’nın sağlık problemi yıllardır ortada.

Bu şehirde vatandaşın doğum için, tedavi için, ileri tetkik için başka şehirlere gitmek zorunda kalması yeni bir mesele değil.

Peki yıllarca kimse bunun hesabını neden yeterince sert sormadı?

Neden geçmiş dönemlerde bu mesele siyasetçilerin önüne bu kadar güçlü konulmadı?

Bugün kadın doğum, eğitim ve araştırma hastanesi, üniversite hastanesi ve sağlık altyapısıyla ilgili çalışmalar konuşuluyorsa, bunların tamamının takip edilmesi gerekiyor.

Çünkü günün sonunda vatandaşın istediği çok basit:

Ağrı’da doğmak. Ağrı’da tedavi olmak. Ağrı’da şifa bulmak.

İnsanların Erzurum yolunda saatlerce hastane aramak zorunda kalmadığı bir Ağrı.

Mesele budur.

Ruken Kilerci’nin Eksiği Olabilir. Ama Bu Onu Çalışmıyor Yapmaz

Şunu da açık açık söyleyelim.

Ruken Kilerci insan.

Hata yapabilir.

Yanlış karar verebilir.

Eksik kalabilir.

Bir açıklamasında hata yapabilir.

Bir projeyi zamanında sonuçlandıramayabilir.

Bunların hepsi mümkündür.

Ama bunların hiçbiri, bir insanın bütün çalışmalarını yok saymak için gerekçe değildir.

Bir milletvekilinin yaptığı her şey doğru olmak zorunda değil.

Ama yaptığı doğru işlerin de görmezden gelinmemesi gerekir.

Hakkaniyet tam olarak budur.

Patnos\'un Has Kızı

Kilerci’nin Patnos kökeni de ayrıca konuşuluyor.

Bu kadın Patnoslu.

Ailesinin geçmişinde Patnos’ta belediye başkanlığı yapmış isimler var.

Ağrı siyasetiyle bağı yeni başlamış bir hikâye değil.

Dolayısıyla memleketine hizmet etme iddiasını sadece siyasi slogan olarak görmek de doğru değil.

İnsanların memleketleriyle kurduğu bağ vardır.

Kökleri vardır.

Hatıraları vardır.

Manevi sorumlulukları vardır.

Kilerci’nin Ağrı’ya yatırım ve hizmet konusunda ortaya koyduğu çabanın arkasında böyle bir aidiyetin bulunduğunu düşünmek mümkündür.

Ama bunu da yine yaptığı işlerle ölçmek gerekir.

Ağrı’da 100 Kişiye Sorsanız Kaç Milletvekilini Tanır?

Şimdi biraz da sokaktan bakalım.

Cumhuriyet Caddesi’ne çıkın.

100 kişiye sorun:

“Ağrı’nın kaç milletvekili var?”

Kaçı doğru cevap verecek?

Sonra isimlerini sorun.

Kaç kişi üçünü de tanıyacak?

İşte siyaset biraz da budur.

Vatandaş kimin ne yaptığını bilmek ister.

Kimin Ankara’ya gidip Ağrı için mücadele ettiğini görmek ister.

Kimin sadece sosyal medyada göründüğünü de bilir.

Bu nedenle milletvekillerinin birbirleriyle kıyaslanması gerekiyorsa, ölçü sosyal medya paylaşımı değil, sahadaki çalışma ve ortaya çıkan sonuç olmalıdır.

Bir Kadının Önüne Sürekli Engel Koymanın Kimseye Faydası Yok

Ruken Kilerci’yi savunmak adına her eleştiriyi susturalım demiyorum.

Tam tersine.

Eleştiri olsun.

Ama yapıcı olsun.

Belgeye dayansın.

Sonuca dayansın.

Kişisel husumete dönüşmesin.

Çünkü Ağrı’nın bugün kişisel kavgalara ayıracak zamanı yok.

Ağrı’nın yatırım bekleyen ilçeleri var.

Sağlık sorunları var.

İşsizlik sorunu var.

Altyapı sorunları var.

Eğitim sorunları var.

Spor altyapısının tamamlanması gereken tarafları var.

Bütün bunların konuşulması gerekirken sürekli bir milletvekilinin söylediği veya söylemediği iddiaların etrafında dönmek şehre bir şey kazandırmaz.

Daha Büyük Görev Meselesi Ayrı Bir Tartışmadır

Kilerci’nin bundan sonraki siyasi kariyerinde daha üst düzey sorumluluklar üstlenip üstlenemeyeceği elbette tartışılabilir.

TBMM’deki görevleri, siyasi geçmişi ve parti içerisindeki sorumlulukları bunun konuşulmasına zemin oluşturuyor.

Ama karar verecek olan Ağrı’daki sosyal medya hesapları değil.

AK Parti Genel Merkezi’nin değerlendirmeleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi takdiri olacaktır.

Burada yapılması gereken şey de kişisel kampanya yürütmek değil.

Kriterleri konuşmaktır.

Temsil kabiliyeti.

Siyasi tecrübe.

Meclis çalışmaları.

Saha performansı.

Ağrı’nın sorunlarını Ankara’ya taşıma kapasitesi.

Ve en önemlisi...

Ortaya çıkan sonuç.

Sezar’ın Hakkı Sezar’a

Şimdi lafı fazla uzatmadan bitirelim.

Ruken Kilerci’yi eleştirin.

Ama delille eleştirin.

Eksik bulduğunuz işi söyleyin.

Ama yaptığı işi de inkâr etmeyin.

Söylemediği sözü söylemiş gibi göstermeyin.

Şaibe varsa belgeyi koyun.

Yoksa insanları zan altında bırakmayın.

Çünkü bu şehir yıllardır siyasi kavgaların bedelini ödüyor.

Artık başka bir şey lazım.

Çalışanın önünü kesmek değil, çalışmanın sonucunu denetlemek.

Yanlış yapanı uyarmak.

Doğru yapanın hakkını teslim etmek.

İşte siyaset budur.

Ve evet...

Sezar’ın hakkı Sezar’a.

Bir insanın eksikleri olabilir.

Hatası olabilir.

Yanlışları olabilir.

Ama sırf hedef haline getirildi diye yaptığı bütün işleri yok sayamazsınız.

Ağrı’nın ihtiyacı kavga değil.

Ağrı’nın ihtiyacı sonuç.

Bugün asıl konuşmamız gereken de tam olarak bu.

Kim ne söyledi değil; Ağrı için kim ne yaptı?

Yazarın Diğer Yazıları