20 Ekim 2026 AnkaraAçık 15°
Dolar49,5834+0,08%Euro55,6313+0,08%Gram Altın6.569,03-0,41%
Son Dakika

İNSAN ONURU VE ADALET

İNSAN ONURU VE ADALETTEN YÜKSEK MAKAM YOKTUR

Tarihin akışı boyunca medeniyetleri ayağa kaldıran yegâne sütun adalet, akıl ve edep; onları yıkıma sürükleyen ise denetlenmeyen güç, cehalet ve kibir olmuştur.

Bugün toplum olarak en büyük sınavımız; vicdanı makamların gölgesinden kurtarmak, aklı dogmaların zincirinden özgürleştirmek ve devleti bir zümrenin mülkü değil, milletin adaletle yönetilen emaneti kılabilmektir.

Hakikatin Üstünlüğü ve İdeolojilerin İllüzyonu

Hiçbir ideoloji zulmü meşrulaştıran bir kılıf, hiçbir sistem insan onurunu hiçe sayan bir gerekçe olamaz. Siyasi ambalajı ne olursa olsun; adil olmayan, ötekileştiren her düzen sakattır. Gerçek erdem, güç karşısında biat etmek değil; aklın, vicdanın, hakikatin ve adaletin safında durabilmektir.

Hz. Ali (r.a.), güç ve makam karşısındaki duruşu şöyle özetler:

*"Devletin dini adalettir. Adaleti olmayan devlet, temelsiz bina gibidir; çökmeye mahkûmdur."*

Sokrates, gücü elinde tutanların kibri karşısında insan ruhunu ikaz eder:

*"Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acı vericidir. Çünkü haksızlık yapanın ruhu kirlenir."*

Konfüçyüs ise adaletin toplumsal yansımasını tek cümleyle dile getirir:

*"Adaletle yönetilen bir ülkede yoksulluk utançtır. Adaletsiz yönetilen bir ülkede ise servet utançtır."*

Sandık Yeterli mi? Cehalet ve Denetimsiz Güç

Bir ülkede adaletin tecelli etmesinin önündeki en büyük engel, yalnızca iktidarların baskısı değil; kitleleri kendi haklarına kör eden cehalettir. İktidar, sandıktan aldığı yetkiyi milletin emaneti değil de kendi mülkü gibi görmeye başladığında, yurttaşlar iktidarın "tebaasına" dönüşür.

Demokrasi sandıkta başlar ama sandık kapanınca bitmez. Seçmek; yetkiyi denetimsiz bir güce devretmek değil, emaneti her an denetlemektir. Tarihin en tehlikeli anı, bir iktidarın karşısında rakibinin kalmadığı an değildir; o iktidardan hesap soracak ne bir vicdanın ne de cehaleti yırtmış bir halkın kalmadığı anı temsil eder.

Nitekim İslam adaletinin simgesi Hz. Ömer (r.a.), hutbedeyken sıradan bir vatandaşın kalkıp üzerindeki kumaşın hesabını sormasını bir tehdit değil, adaletin ve devletin en büyük teminatı saymıştır. Çünkü yöneten hesap verdiği, yönetilen de korkusuzca hesap sorabildiği sürece adalet ayakta kalır.

Büyük âlim İmam-ı Azam Ebu Hanife de iktidarın vesayetini reddettiği için zindana atılmayı göze alırken bize şu tarihi ilkeyi bırakmıştır:

*"Zulme rıza göstermek, zulme ortak olmaktır. Adalet, güçlünün elindeki kılıç değil, zayıfın sığınacağı kalkandır."*

Adap Olmadan Abad Olunamaz

İktidarın ve toplumun çürümesini engleyen iki büyük manevi kalkan vardır: Sevgi ve Adap.

Sevginin olmadığı yerde nefret ve ötekileştirme filizlenir; adabın ve ahlakın bulunmadığı yerde ise hukuk kurala, yetki kibre, devlet ise zorbalığa dönüşür. Adalet sadece kanun maddelerinden ibaret değildir; adaletin ruhu edep ve usuldür. Kadim medeniyetimizin zihinlere kazıdığı o muazzam hakikat tam da burada devreye girer: *"Adap olmadan abad olunamaz!"*

Sonuç:

Nihai Hüküm Vicdanındır

Günün sonunda süslü sloganlar susar, mutlak sanılan iktidarlar devrilir, ihtişamlı saraylar terk edilir ve o muktedir koltuklar tek tek boşalır. Zamana ve tarihe direnen yegâne hakikat; ne kadar adil, ne kadar edipli ve ne kadar insan kalabildiğimizdir.

Şeyh Edebali’nin asırlar ötesinden yankılanan *"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!"* çağrısı, gücü elinde tutanların mülkiyet hüsnükuruntusuna indirilmiş en büyük tokattır. Çünkü insanı ezerek devleti yücelteceğini sananlar, bastıkları zemini kendi elleriyle oyan gafillerdir.

Açıkça ilan ediyoruz:

Adaleti katleden iktidar meşruiyetini yitirir, zorbaya dönüşür!

Adabı ve edebi ayaklar altına alan yönetim itibarını kaybeder, çürümeye mahkûm olur!

Aklı, vicdanı ve hakikati terk edip cehalete biat eden millet ise geleceğini kendi handsiyle yok eder!

Hangi imtiyazın arkasına saklanırsanız saklanın, hangi geçici yetkiyle donatılırsanız donatılın; bu dünyada insan onurundan daha yüksek bir makam, vicdandan daha üstün bir mahkeme ve adaletten daha sarsılmaz bir mülk yoktur.

Adabın bittiği yerde adalet can verir; adaletin can verdiği yerde ise ne bir iktidar kalır, ne bir devlet, ne de bir gelecek!

Hoşça kalın, dostça kalın. Sevgilerimle...

Özcan Kartal

Yazarın Diğer Yazıları